1859 yazı. Kafkas-Rus Savaşı'nın Doğu Kafkasya'daki büyük direnişi kırılmış, imparatorluk ordusunun gözü artık Karadeniz kıyılarına, dağlık sınır boylarına çevrilmiştir. Yirmi üç yaşındaki bir Don Kazak subay adayı, Semyon Smolenski, bölüğüyle birlikte Abhazya'da Bzıb kıyısındaki ıssız bir karakola gönderilir. Önünde dört yıllık bir hizmet, arkasında ise bir imparatorluğun son işgal seferleri ve bir dünyanın çözülüşü vardır.Smolenski gördüğünü unutmaz, unutulmasın diye de kaleme alır: Abhaz köylerinde geçen tekinsiz geceler, ay tutulmasını "cadı"dan kurtarmak için havaya yapılan silah atışları, kaçak Rus esirlerin tedirgin sadakatleri, nişancılık yarışları, düğünler, cenazeler, pazar yerleri ve elbette, dağ geçitlerinde, ormanlık vadilerde süren amansız çarpışmalar. Bir işgalcinin kalemi olsa da satır aralarında, direnen halkların onuruna, geleneklerine, gündelik yaşayışına dair eşine az rastlanır bir tanıklık saklıdır.Anılar, 1864 baharında Adler kıyısında sona erer. Sürülen binlerce insanın gemilere binerken toprağı öptüğü, hıçkıra hıçkıra ağladığı, Kafkasya'nın kaderini değiştiren bir sürgün sahnesi. Smolenski bunu da görmüş, bunu da yazmıştır.Yüz elli yılı aşkın bir süre sonra Türkçeye kazandırılan bu anı kitabı, ne kuru bir savaş güncesi ne de sıradan bir hatırat defteridir; kaybolmakta olan bir dünyanın birinci elden tutulmuş kaydıdır. Kafkasya tarihine, Çerkes ve Abhaz halklarının yakın geçmişine ilgi duyan her okur için vazgeçilmez bir kaynak.